tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Ortaçağ’da Anadolu’nun Eğitim Mekânları: Selçuklu Medreseleri – Darüşşifalarından Örnekler

Educational Sites in the Middle Ages of Anatolia: Samples of Seljuk
Madrasas and Hospitals
Nermin Şaman Doğan*
ÖZ: Anadolu Selçuklu döneminde siyasi, sosyal ve kültürel açıdan Konya, Kayseri ve Sivas en önemli
kentlerdir. Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum, Kırşehir, Amasya ve Tokat gibi merkezlerde çok sayıda askeri, dini ve
sivil/sosyal yapı inşa edilmiştir. Sivil yapılar içinde eğitim-öğretim ve sağlık yapıları olan medreseler yerleşim
merkezlerinin en anıtsal örnekleridir. Üniversite düzeyindeki eğitim kurumları olan medreseler dönemin
hükümdarları, vezirleri, devlet adamları ya da ailesi (eşi, kızı, kız kardeşi vb.) tarafından inşa edilmiştir. Ekonomik
gücü iyi olan halktan kişiler de medrese yaptırarak eğitime katkı sağlamışlardır. Kentlerdeki medrese sayısının
çokluğu/çeşitliliği, bilgi birikiminin artmasına ve eğitim düzeyinin yüksekliğine işaret etmektedir. Medreseler ile aynı
planda kurgulanan darüşşifalar/hastaneler, bazı örneklerde tıp medresesi ile bitişik ya da iki işlevi (eğitim-hastane)
birlikte üstlenmektedir. Medreselerdeki eğitim dini ve pozitif bilimler olarak ayrılmaktadır. İslam dünyasında ve
Ortaçağ Anadolu’sunda medreselerin tümü vakıflar yoluyla finanse edilmişlerdir. Bu bağlamda kuruluş ve işleyiş
açısından günümüzün vakıf üniversiteleri ile benzerlik kurulabilir. Medreselerin kitabeleri ile vakfiyeleri yapıların
konumu ve çevresi, eğitim türü, öğrenci ve eğiticilerin nitelikleri hakkında bilgiler vermektedir.
Anahtar Sözcükler: Anadolu, Selçuklu, Eğitim, Medrese, Darüşşifa/Hastane
ABSTRACT: Konya, Kayseri and Sivas are the most important cities in Anatolian Seljuks period with respect
to political, social, and culture. Numerous military, religious, and civil buildings were constructed in such centers as
Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum, Kırşehir, Amasya, and Tokat. The madrasas that have Education-Instruction and
Health Institutions in the civil architecture are the most striking monumental samples of the settlement centers. The
madrasas that are the educational institutions at tertiary level were constructed by sultans, viziers, and statesmen of the
era. The fact that the number and the variety of madrasas in the cities indicate the accumulation of knowledge and the
level of education. The hospitals designed the same way as madrasas are either next to medicine madrasas or take over
the two duties (education-hospital) together. The education in madrasas varies in religious and positive science
perspectives. All of the madrasas were financed by endowed charities in Islamic world and in Anatolia in the middle
age. Within this concept, it is similar to funded universities nowadays. The inscriptions and endowments of madrasas
reflect the status and the environment of the buildings, education type, qualities of students and educators.
Keywords: Anatolia, Seljuks, Education, Madrasas, Hospital.
GİRİŞ
Anadolu’da 1071 Malazgirt Savaşı zaferiyle Türkleşme- İslamlaşma süreci başlamış,
öncelikle fethedilen kentlerin imarına yönelerek yeni bir kimlik kazandırılmaya çalışılmıştır.
Selçuklular 12. yüzyılın ortalarından itibaren fethedilen yerleşimlerde gereksinim duyulan
askeri, dini ve sosyal işlevli yapıların inşasıyla bayındırlık faaliyetlerini yürütmüştür. Kentlerde
fethi izleyen ilk yıllarda güvenlik nedeniyle öncelikle kalenin/sur duvarlarının ve burçlarının
yapımı- onarımı, yönetimle ile ilişkili sarayın ve ibadet için bir caminin yapılması öncelenmiştir
(İbn Bibi, 1996a).
Ortaçağ Anadolu’sunda Selçuklu ve Beylikler döneminin eğitim- öğretim kurumları
camiler, tekke ve zaviyeler ile medreseler olarak üç grupta incelenebilir (Aktaş Yasa, 2002;
Ünan, 2006). Medreseleri konu alan çalışmamızda, Konya, Kayseri ve Sivas şehirlerinden altı
örnek (ikisi darüşşifa/hastane) seçilerek, özellikle kitabe ve vakfiye gibi dönem kaynakları

  • Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü, e. posta: nerminsd@hacettepe.edu.tr
    430 Nermin Şaman Doğan
    (birinci el kaynaklar) üzerinden okumalar yapılacak, dönemin eğitim anlayışı belirlenmeye
    çalışılacaktır.
    Kuruluş ve yükselme sürecinde ivme kazanan kentlerin imarı/yapıların inşasıyla birçok
    kurumun geliştiği gözlenmektedir. Selçukluların eğitim ve sağlık yapıları çoğunlukla kentlerdeki
    halkın yaşam alanında, ticaret dokusunun içinde bulunmaktadır. Yerleşim merkezlerinin
    özelliklerine göre (başkent vb.) eğitim yapılarının yeri, boyutu, sayısı, türü ve işlevleri
    değişebilmektedir. Selçuklu döneminde, ilkokul düzeyindeki mektepler ile çok sayıda üniversite
    seviyesinde medreseler vardır. Mekteplerin çoğu günümüze ulaşmamıştır. Buna karşın, çok iyi
    durumda olan medreseler şehirlerin en anıtsal yapılarıdır.
    Selçuklu döneminde, eğitim ve sağlık yapılarının ilk örnekleri Anadolu dışındaki İslam
    coğrafyasında görülür. Medreselerin ilk örneklerinin Gazneliler (963-1187), daha sonra Büyük
    Selçuklu (1040-1157) döneminde Sultan Melikşah’ın veziri Nizamü’l- Mülk tarafından 1067
    yılında yaptırıldığı kabul edilmektedir (Baltacı, 1976; Sayılı, 1948; Kuran, 1969). Kaynaklarda
    Bağdat’taki Nizamiye Medresesi’nde yeni bir müderrisin ilk dersi için törenler düzenlendiği,
    devrin ileri gelen devlet adamları, şairleri, bilginleri, sanatçıları ile bazen de halifenin katıldığı
    ve müderrisi öven konuşmaların yapıldığı anlatılmaktadır (Kuran, 1969; Spuler, 1988).
    Anadolu’daki medreselerin ilk örnekleri Artuklu ve Danişmentli kültür çevrelerinde
    karşımıza çıkmaktadır (Kuran, 1969; Altun, 1978). Artuklular Diyarbakır, Harput, Mardin, Urfa,
    Danişmentliler Amasya, Çorum, Kırşehir, Malatya, Niksar, Sivas, Tokat, gibi merkezlerde
    hâkimdir. Bir başka deyişle, Artuklular Güneydoğu Anadolu, Danişmentliler Orta, Doğu ve
    kısmen Karadeniz bölgelerinde yerleşmiştir. Coğrafyanın farklılığı medreselerin plan şemalarını
    da etkilemiştir. Türkiye’nin en sıcak kentleri olan Diyarbakır, Mardin ve çevresindeki
    medreselerde açık ve büyük bir avlu tercih edilirken, Tokat, Niksar ve Konya gibi merkezlerde
    karasal iklimin yaşanması nedeniyle bazı medreselerde avluların üzeri kapatılmıştır.
    İslam dünyasında ve Ortaçağ Anadolu’sunda medreselerin tüm ihtiyaçları vakıflar
    tarafından karşılanmaktadır. Medreselerin işleyişi tüzük niteliğinde düzenlenen vakfiyelerle
    belirli bir kurala bağlanmıştır (Kuran, 1969; Ünan, 2006; Yüksel, 2006)). Bu bağlamda
    medreseler ile günümüzde yaygınlaşan özel/vakıf üniversiteleri arasında paralellik kurmak
    mümkündür. Özgün bilgiler içeren vakfiyelerden bazıları yayımlanmış, bazıları Vakıflar Genel
    Müdürlüğü’nün Arşivi’nde yer almakta, bazıları ise günümüze ulaşmamıştır. Vakfiyeler medrese
    eğitimi ve işleyişi, eğitim programları, öğrenci sayısı, öğrenim süresi, öğretim kadrosu, diğer
    görevliler, personelin ücreti/maaşları, tüketilen gıda maddeleri, vakfın gelirleri ve geleceği
    hakkında bilgi vermektedir. Medreseyi yaptıran baninin (sultan/vezir/diğer devlet adamları)
    inançları ve dünya görüşü medresenin müderrisi ile eğitim alacak öğrencilerin seçiminde
    etkilidir. Selçuklu medreselerinde çoğunlukla Hanefî mezhebinden müderris ve öğrenciler tercih
    edilmiş, özellikle de müderris ve muidin Hanefî mezhebinden olması konusunda katı
    davranıldığı gözlenmektedir (Kuran,1969; Aktaş Yasa, 2002; Ünan, 2006).
    Anadolu Selçuklu medreselerinde bir alanda ihtisaslaşma gözlenmektedir. Medreseler
    ihtisas konularına göre “darülhadis”, “darülkurra”, “darülhüffaz” gibi çeşitli dini eğitimler
    vermektedir. Ayrıca mantık, felsefe, fıkıh, kozmoloji, astronomi, matematik, geometri, cebir ve
    kimya eğitimi de önem taşımaktadır (Fazlıoğlu, 2001). Özellikle Selçuklu Anadolu’sunda hadis
    ve fıkıh medreselerinin yaygın olduğunu günümüze ulaşan yapılar göstermektedir. Sağlık ve
    eğitim yapıları içinde tıp medreseleri ve darüşşifalar/hastaneler önemli bir gruptur. Teorik ve
    uygulamalı eğitimin bir arada verildiği bazı darüşşifalar, hastane ve tıp medresesi işlevini
    birlikte yürütmüşlerdir. Az sayıdaki örnekte ise tıp medreseleri ile hastaneler bitişik yapılarak iki
    işlevin bütünleştirilmesi sağlanmıştır.
    Selçukluların bilinçli bir eğitim politikası izledikleri, dönemin sultan ve diğer devlet
    adamlarının donanımlı olduğu, iyi bir eğitim aldıkları anlaşılmaktadır. Özellikle Sünni İslâm
    Ortaçağ’da Anadolu’nun Eğitim Mekânları: Selçuklu Medreseleri- Darüşşifalarından Örnekler
    431
    anlayışının öğreticisi ve yayıcısı olan medreseler devletin çeşitli kademelerinde görev yapacak
    yönetici sınıfa elemanlar yetiştirmiştir (Ünan, 2006). Medreselerde özellikle yoksul ve başarılı
    öğrencilerin eğitilmesi ve topluma kazandırılması, bilgili din adamlarının yetiştirilmesi, bilgin ve
    yetkin/uzman kişilerin görevlendirilmesi amaçlanmıştır. Çoğunlukla medrese eğitimini
    tamamlayan bu kişiler çeşitli konularda topluma rehberlik etmiştir.
    Çalışmamızda Konya’daki Şemseddin Altun Aba, Sırçalı ve Karatay medreseleri,
    Kayseri’deki Gevher Nesibe Darüşşifası ve Tıp Medresesi, Sivas’taki I. İzzeddin Keykavus
    Darüşşifası/Tıp Medresesi ile Gök Medrese örnek olarak seçilmiştir. İncelenen medreselerin
    çoğunun kitabe ve vakfiyelerinin bulunması dönemin eğitim politikası ile yükseköğretimine
    ilişkin bilgi edinmemizi sağlamıştır. Medrese vakfiyelerinin bazıları ayrıntılı, bazıları ise
    sınırlı/çok az bilgiler içermektedir. Bugüne kadar medreselerin mimarisini inceleyen birçok
    çalışmanın olması nedeniyle, bu araştırmada medreselerdeki eğitim anlayışı özellikle yapıların
    kitabeleri, vakfiyeleri ile diğer kaynaklar üzerinden okunarak, dönemin siyasi, sosyal ve kültürel
    yaşamına katkıları tartışılacaktır.
  1. ANADOLU SELÇUKLU MEDRESELERİ ve DARÜŞŞİFALARINDAN
    ÖRNEKLER
    Anadolu Selçuklu döneminde, başkent Konya ile Kayseri ve Sivas kentlerinden günümüze
    ulaşan oldukça anıtsal boyutlarda medreseler ile darüşşifalar bulunmaktadır. Tablo 1 de
    görüldüğü gibi Selçuklu sultanlarından I. Gıyaseddin Keyhüsrev, Kayseri’deki Gevher Nesibe
    Darüşşifası/Hastanesi ve Tıp Medresesi’ni, oğlu I. İzzeddin Keykavus ise Sivas’taki Keykavus
    Darüşşifası’nı inşa ettirmiştir. Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay, Konya Karatay, Sahip
    Ata Fahreddin Ali Sivas Gök Medrese, Sipehsalar/Ordu komutanı/Çaşniğir ve Atabeylik gibi
    görevlerde bulunan Şemseddin Altun Aba Konya Şemseddin Altun Aba, Lala Bedreddin Muslih
    ise Konya Sırçalı medreselerini yaptırmıştır (Kuran, 1969; Sözen, 1972; Tuncer, 1986; Sönmez,
    1989; Cantay,1992). Örnekler incelendiğinde darüşşifası/hastanesi olan medreselerin dönemin
    sultanı/hükümdarı, bir başka deyişle yöneticisi tarafından yaptırıldığı gözlenmektedir.
    Kanımızca, Selçuklu kervansaraylarında olduğu gibi, halkın gereksinim duyduğu, kullanıcısı çok
    ve çeşitli olan hastanelerin/hayır kurumlarının inşasını sultanların üstlenmesi çok önemli bir
    prestij göstergesidir. Dönemin büyük boyutlu medreseleri ise vezirler ve diğer devlet adamları
    tarafından yaptırılmıştır. Bu bölümde Tablo 1 de verilen medrese- darüşşifa örnekleri incelenip,
    dönemin eğitim anlayışı tartışılacaktır.
    Tablo 1: Konya- Kayseri- Sivas’tan Seçilen Selçuklu Medrese ve Darüşşifaları
    Yapının
    Yeri
    Yapının
    Adı
    Tarihi Bani/
    Yaptıran
    Baninin
    Görevi
    Unvanı
    Sanatçı Planı Eğitim Türü
    Konya
    Şemseddin Altun
    Aba/İplikçi
    Medresesi
    1201-
    1202
    Şemseddin
    Altun Aba
    Sipehsalar

Atabey

Açık

Avlulu

Kayseri
Çifte/ Gevher
Nesibe MedreseDarüşşifası
1205 I. Gıyaseddin
Keyhüsrev
Sultan – Açık
avlulu, dört
eyvanlı
Tıp
MedresesiHastane
Sivas Keykavus
Darüşşifası
1217-
1219 I.İzzeddin
Keykavus
Sultan
Açık
avlulu, dört
eyvanlı
Tıp
MedresesiHastane
Konya Sırçalı
Medrese
1242 Bedreddin
Muslih
Lala/
Atabey
Tuslu
Osman
Oğlu
Mehmed
Açık
avlulu, iki
eyvanlı, iki
katlı
Fıkıh
Medresesi
Konya Karatay
Medresesi
1251-
1252
Celaleddin
Karatay Vezir

  • Kapalı
    avlulu, tek
    eyvanlı
    Fıkıh
    Medresesi
    Sivas Gök Medrese 1271
    Sahip Ata
    Fahreddin Ali Vezir
    Kaluyan El
    Konevi
    Açık
    avlulu, dört
    eyvanlı
    Fıkıh
    Medrese
    432 Nermin Şaman Doğan
    2.1. Konya Şemseddin Altun Aba/İplikçi Medresesi
    Şemseddin Altun Aba Medresesi, Selçuklu döneminde Konya’nın ticaret dokusu içinde,
    bugünkü Alaeddin Caddesi’nin üzerinde, Kürkçü Mahallesi’nde yer alır.
    Büyük ölçüde yıkılmış olan medrese Şemseddin Altun Aba ya da İplikçi Camii’nin
    güneyine bitişik yapılmıştır. Medrese, 598 H./1202 M. tarihli vakfiyesine göre II. Kılıç Arslan
    döneminde (1155-1192), Şemseddin Altun Aba tarafından inşa edilmiştir (Turan, 1947; Kuran,
    1969; Sözen, 1972; Konyalı, 2007). Cami ve medresenin banisi/yaptıranı Şemseddin Altun Aba,
    sipensalar/ordu komutanı ve çaşnigirlik, daha sonra I. Alaeddin Keykubad (1220-1237)
    döneminde ise Atabey olarak görev yapmıştır (Turan, 1984; İbn Bibi, 1996a). Medresenin 1202
    yılında Selçuklu Sultanı II. Rükneddin Süleyman Şah (1196-1204) zamanında düzenlenen
    vakfiyesi dönemin medrese eğitimine yönelik bilgiler içermektedir.
    Vakfiyesine göre medresede Necibeddin Ayaz mütevelli, kölesi Rûzbeh eş-Şemsî nazır
    olarak görev yapmaktadır (Tablo 2). 38 öğrencinin okuduğu medresede ileri düzeyde 3, orta
    derecede 15, başlangıç düzeyinde 20 öğrenci vardır. Medresede okuyan öğrencilerin Hanefî ve
    Şafiî mezhebinden olabileceği belirtilmiştir. Eğitimin 5 yıl olduğu, 5 yılın sonunda eğitimine
    devam etmeyen, yetenek gösteremeyen, başarısız olan öğrencilerin medreseden atılmaları söz
    konusudur. Öğretim kadrosundaki müderris ve muidin ile din görevlilerinden imam ve
    müezzinin Hanefî mezhebinden olması/şartı aranmaktadır.
    Medresenin bir kütüphanesi olduğu, mütevelli ve nazırın her yıl vakıf gelirlerinden kitap
    satın aldığı, bu kitapların belirli bir ücret karşılığında ödünç verildiği, öğrencilerin ya da
    kullanıcıların kitabı geri getirdiklerinde alınan paranın iade edildiği bilgisi mevcuttur (Turan,
    1947). Örnekte kütüphane- kitaplar- okuyucu ilişkisinin günümüz uygulamaları ile örtüşmesi
    ilginçtir. Bu kütüphanenin medreseden günümüze kalan tek mekânlı ve kubbe ile örtülü birim
    olabileceğini düşünmekteyiz.
    Vakfiyede medreselerdeki ders, ibadet ve temizlik mekânlarının aydınlatılmasında bezir
    ve mumların kullanıldığı, ısıtmada ise odun yakıldığı belirtilmiştir. O dönemde kandil ve
    ramazan akşamları gibi özel günlerde mekânların mumlarla aydınlatılması, mumun lüks bir
    aydınlanma aracı olduğuna da işaret etmektedir.
    Medresedeki mütevelli, nazır, eğiticiler, öğrenciler, kütüphaneci, imam, müezzin ve ferraş
    gibi görevlilere ödenecek maaşlar vakfiyede belirli bir kurala bağlanmıştır. Yıllık olarak
    mütevelliye 400, nazıra 300, müderrise 800, muide 240, imama 200, müezzine 100 dinar,
    ferraşa ise aylık 5 dinar ödeneceği belirtilmiştir. Özellikle öğrencilere ödenen paranın yanı sıra
    ramazan gibi özel günlerde koyun satın alınması, tatlı pişirilmesi ve ekmek verilmesi de dikkat
    çekmektedir (Turan, 1947).
    Şemseddin Altun Aba Medresesi’nin vakıf gelirleri arasında, çevresindeki han ve çok
    sayıda dükkân ile Konya çevresinde bulunan birçok arazi ve köyler de yer alır.
    Ortaçağ’da Anadolu’nun Eğitim Mekânları: Selçuklu Medreseleri- Darüşşifalarından Örnekler
    433
    Tablo 2: Konya Şemseddin Altun Aba Medresesi’nin Vakfiyesinden Edinilen Bilgiler
    Eğitim
    Alanı
    Öğretim Yılı Haftalık
    Ders
    Günleri
    Öğrenci
    Sayısı/ Niteliği
    Müderris
    Sayısı/
    Niteliği
    Muid
    Sayısı/
    Niteliği
    Diğer Görevliler
    Dini
    İlimler
    5 yıl – 38 Öğrenci,
    Hanefî/
    Şafii Mezhebi
    olabilir.
    1 Müderris,
    Hanefî
    Mezhebi
    Şartı.
    1 Muid,
    Hanefî
    Mezhebi
    Şartı.
    Mütevelli,
    Divan Kâtibi,
    Nazır,
    Hanefî
    Mezhebinden İmam
    ve müezzin.
    Kütüphaneci,
    Ferraş/Temizlik
    yapan.
    Bu bilgilerin dışında vakfiyede “Medreset-us-Sultaniye” olarak tanımlanan Şemseddin
    Altun Aba Medresesi’nden önce inşa edilmiş, Konya’nın ilk eğitim yapısından söz edilmesi
    önemlidir (Turan, 1947).
    Konya’daki Selçuklu döneminin ilk medreselerinden biri olan Şemseddin Altun Aba
    Medresesi’nin o yıllardaki kullanımı hakkında bazı bilgiler mevcuttur. Medresenin inşasından
    sonra Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubad döneminde (1220- 1237) Larende/Karaman’dan
    Konya’ya gelen Mevlana Celaleddin Rumi’nin babası Bahaeddin Veled’in bu medreseye
    indiğini ve eğitim verdiğini öğrenmekteyiz (Ahmet Eflâkî, 1973a). Keykubad’ın kendi sarayında
    ağırlamak istediği Bahâeddin Veled, sultana (Ahmet Eflâkî, 1973a, ss. 122- 123); “İmamlara
    medrese, şeyhlere hânakah, emirlere saray, tüccarlara han, başıboş gezenlere zaviyeler,
    gariplere kervansaraylar münasiptir” dedikten sonra Altun Aba Medresesi’ne inmiş ve burada
    müderrislik yapmıştır. Kuşkusuz ki medrese o dönemde Mevlevilerin toplandığı ve öğretilerini
    paylaştıkları bir yer olmuştur. Bugünkü Mevlana Dergâhı’na giden yol üzerinde bulunan Altun
    Aba Medresesi o dönem Konya’sı için halkın kaynaştığı ve kucaklaştığı önemli noktalardan
    biridir. Konya’daki Şemseddin Altun Aba Medresesi Selçuklu dönemini izleyen
    Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde de eğitimini sürdürmüştür. Medresenin
    13.Yüzyıldan- 20. Yüzyılın başına (yaklaşık1907 yılı) kadar kullanıldığını kaynaklardan
    öğrenmekteyiz (Turan, 1947; Atçeken, 1998; Konyalı, 2007).
    2.2. Kayseri Gevher Nesibe Darüşşifası- Tıp Medresesi
    Kayseri’de Hacı İkiz Mahallesi’nde yer alan yapı topluluğu darüşşifa/hastane, bitişiğinde
    tıp medresesi ile medresenin içindeki türbeden oluşur. Darüşşifa, taç kapısı üzerinde bulunan
    kitabesine göre 602 H. /1205-1206 M. yılında Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev
    tarafından kız kardeşi Gevher Nesibe’nin vasiyeti üzerine yaptırılmıştır (Akok, 1968; İnan,
    1969; Kuran, 1969; Sözen, 1970; Sipahioğlu, 198; Yinanç,1985; Cantay, 1992; Şaman Doğan,
    2012a; Şaman Doğan, 2012b). Kitabede hastaneden “Maristan” olarak söz edilmektedir. Kayseri
    Gevher Nesibe Darüşşifası ve Tıp Medresesi Selçuklu döneminin günümüze ulaşan en erken
    tarihli hastanesi ve tıp medresesidir.
    Anlatılara göre Gevher Nesibe, hasta yatağında iken ağabeyi Sultan I. Gıyaseddin
    Keyhüsrev’ den kendisi için bir hastane yaptırmasını vasiyet etmiştir (İnan, 1969; Sipahioğlu,
    1981). Gevher Nesibe, Selçuklu sultanı II. Kılıç Arslan’ın kızı, I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in kız
    kardeşidir. Keyhüsrev’in ikinci kez Selçukluların başına geçtiği ilk yıllara rastlayan kız
    kardeşinin amansız hastalığı (verem) sürecinde yaşanan duygusal bir ortamda bu hastane ve tıp
    medresesini inşa ettirmiştir.
    Bitişik/iki ayrı yapı olarak kurgulanan Hastane ile Tıp Medresesi açık avlulu, avluları dört
    yönden revaklı, dört eyvanlı ve tek katlı plan tipindedir. Örnekte ayrı avlulara, revaklara,
    eyvanlara ve diğer birimlere sahip darüşşifa ve medrese, içten avlularının kuzeyindeki bir
    koridor ile birbirlerine bağlanmıştır. Darüşşifanın batısında bugünkü hastanelerde olduğu gibi bir
    434 Nermin Şaman Doğan
    koridor çevresinde sıralanmış, kareye yakın dikdörtgen planlı eş büyüklükte dokuz mekân/hasta
    odası bulunur (Cantay, 1992). Büyük olasılıkla bu bölüm, bimarhane/akıl sağlığı ünitesi olarak
    kullanılmıştır. Birbirine bitişik eş planlı yapılardan darüşşifa/hastane daha büyük tutularak
    vurgulanmıştır.
    Hastanenin ilk kadrosunda biri başhekim olan 2 hekim, 1 cerrah, 1 göz doktoru, 1 eczacı
    ve 1 idarecinin olduğu, hastanenin yapıldığı yıllarda Konyalı Hekim Ebubekir’in Kayseri’de
    görev aldığı ve başhekimlik yaptığı bilinmektedir. Bu sırada Konya’da başhekimlik yapan
    Ekmelüddin Müeyyed ile Kayseri’de çalışan hekim Ebubekir’in iletişim içinde oldukları bilgisi,
    sağlık kuruluşlarının başkent Konya’dan idare edildiğini de göstermektedir (İnan, 1969; Gürkan,
    1972; Kâhya, 1990).
    2.3. Sivas I. İzzeddin Keykavus Darüşşifası
    Sivas’taki I. İzzeddin Keykavus Darüşşifası şehir merkezinde eski Tokat Caddesi
    üzerinde, bugünkü Medreseler Sokağı’nda bulunmaktadır (Cevdet, 1938; Bilget,1990).
    Darüşşifanın karşısına elli dört yıl sonra Çifte Minareli Medrese ile kuzeydoğusuna Buruciye
    Medresesi yaptırılarak bu bölge eğitim alanına dönüştürülmüştür. Keykavus Darüşşifası
    günümüze ulaşan en büyük boyutlu Selçuklu hastanesi/tıp medresesidir.
    Darüşşifanın taç kapısında basık kemerli kapının üzerinde sülüsle yazılmış tek satırlık
    kitabede “…Keyhüsrev oğlu Ebû’l-Feth Keykâvus, bu dâru’s-sıhhanın inşasını 614 H. yılında
    emretti” bilgisi yer alır. Kitabesinde “darüssıhha” olarak tanımlanan yapı, 1217- 1218
    tarihlerinde Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır (Çetintaş, 1953;
    Bayat, 2006; Koca, 2006; Şaman Doğan, 2012b).
    Sivas I. İzzeddin Keykavus Darüşşifası’nın vakfiyesi günümüze ulaşan tek sultan
    vakfiyesidir. 617 H./1220 M. yılında Keykavus tarafından düzenlenen vakfiyede özellikle
    darüşşifanın çevresindeki yapılar, kentin fiziksel dokusu, mütevellinin kimliği, doktorların
    niteliği ile diğer görevli kişiler hakkında bilgiler verilmiştir (Cevdet, 1938; Yinanç,1985).
    Özellikle vakfiyede (Cevdet, 1938, ss, 37- 38);
    “…Selçukiye evkafı için büyük, âlim, âdil emir, Üstadüddar (darüssaade ağası) ve
    hazinedar Ferruh bin Abdullah’ı mütevelli ve Nazır tayin etmiştir. Üstadüddar darüşşifa
    evkafını isterse bizzat, isterse naibi vasıtası ile idare eder. Arzu ettiği adamı tavkil
    edebilir. Ne zaman isterse vekâletten azleyliyebilir. Bu bapta hiç kimsenin itirazına
    hakkı yokdur. Gerek umum evkafla, gerek işbu darüşşifa evkafında tasarruf, ona
    bırakılmıştır. Hazık, rahim, akranına faik tecrübeli, ahlâkı mühezzep şarlatanlıktan uzak
    hekimlerin göz hekimlerinin (kehhallar) darüşşifada ikamet eden Salih cerrahların
    maaşatını o tesbit eder” bilgileri yer alır.
    Bu vakfiyede mütevelli ve nazır olarak Ferruh bin Abdullah’ın görevlendirildiği, usta,
    merhamet eden, deneyimli, ahlaklı, şarlatanlıktan uzak göz hekimleri ile darüşşifada
    kalan/ikamet eden cerrahlardan söz edilmektedir. Darüşşifanın idaresi, görevlileri, bunlara
    ödenen maaşlar, vâkıfın gelirleri ve dağıtımı konusunda mütevellinin çok yetkin olduğu açıkça
    belirtilmiştir. Vakfiyede vakıf şartlarının değişmemesi gerektiği, bu konuda kuralları bozan ya
    da değiştiren kişilerin Allah tarafından cezalandırılacağı vurgulanmaktadır (Cevdet, 1938).
    İzzeddin Keykavus Darüşşifası doğu- batı yönünde dikdörtgen planlı, açık avlulu, avlusu
    üç yönden revaklı, dört eyvanlı ve tek katlı plan şeması gösterir. Güneydeki eyvan Keykavus’un
    türbesine dönüştürülmüştür. Bazı araştırmacılar Kayseri örneğindeki gibi
    darüşşifanın/hastanenin bitişiğinde bir tıp medresesi bulunduğunu ileri sürmektedir (Çetintaş,
    1953; Sözen, 1970; Gürkan, 1972; Bilget, 1990). Yapılan kazı çalışmaları sonucunda yapının
    yalnızca darüşşifadan oluştuğu belirlenmiştir (Tuncer, 1979; Cantay, 1992; Cantay 2006). Bu
    nedenle Sivas Keykavus Darüşşifası’nda/tıp medresesi- hastane işlevi birlikte yürütülmüştür.
    Ortaçağ’da Anadolu’nun Eğitim Mekânları: Selçuklu Medreseleri- Darüşşifalarından Örnekler
    435
    2.4. Konya Sırçalı Medrese
    Sırçalı Medrese Konya ili, Meram ilçesi, Gazi Alemşah Mahallesi, Sırçalı Caddesi
    üzerinde bulunmaktadır.
    Konya Sırçalı Medrese’nin doğu cephe eksenindeki taç kapısında bani- yapım kitabesi ile
    ana eyvan kemerinde sanatçı adını veren ikinci bir kitabe vardır. Taç kapıda basık kemerli giriş
    kapısının üzerinde Arapça sülüsle yazılmış, yedi satırlık inşa kitabesi bulunur. Bu kitabeden
    medresenin II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237- 1246) döneminde 640 H./1242- 1243 M. yılında
    “Bedreddin Muslih” tarafından Hanefi mezhebine göre hareket eden fıkıh âlimleri ve talebeleri
    için yaptırıldığı okunmaktadır (Huart, 1895; Akok, 1969a; Kuran, 1969; Duran, 2001; Erdemir,
    2002b). Medreseyi yaptıran Bedreddin Muslih Selçuklu Sultanı II. Alaeddin Keykubad’ın (1249-
    1254) lalası/atabeyidir (İbn Bibi, 1996b).
    Bu kitabe medresedeki eğitim türü, eğitici ve öğrencilerde aranan özellikleri belirtmesi
    açısından ilginçtir. Örnekte daha medreseye girmeden kapısının üzerine “Hanefî mezhebine
    uygun fıkıh âlimleri ve talebeleri için yaptırıldı”, ifadesinin yazılması, yapının Fıkıh/İslam
    hukuku eğitimi vereceği ve yalnızca Hanefî mezhebinden olanlara hizmet edeceğini
    açıklamaktadır.
    Medresenin ana eyvan kemerinin iç yüzeyinde ikinci bir kitabe mevcuttur. Bu kitabeye
    göre çini ustası “Muhammed bin Muhammed bin Osman el-benna’el-Tusî” dir. Tuslu
    Muhammed’in yapının hem mimarı, hem de çini ustası olduğu kabul edilmektedir (Akok, 1969a;
    Meinecke, 1968; Sönmez, 1989; Bayburtluoğlu, 1993).
    Sırçalı Medrese doğu- batı yönünde dikdörtgen planlı, açık avlulu, avlusu üç yönden
    revaklı, iki eyvanlı ve iki katlı bir yapıdır. Doğu- batı yönünde dikdörtgen planlı avluyu kuzey
    ve güneyinde simetrik dizilen dörderden sekiz, batıda eksende ana eyvan (mescit) ile bitişiğinde
    kare planlı ve kubbeli dershane odaları, doğuda eksende giriş eyvanı ile bitişiğindeki ikişer
    mekân kuşatır. Giriş eyvanının kuzeyine bitişik Bedreddin Muslih Türbesi yer alır. İkinci katta
    öğrenci odaları, bölüntüsüz doğu- batı yönünde dikdörtgen planlı koridorlara dönüşmüştür.
    Sırçalı Medrese, Konya’daki iki katlı tek medrese örneğidir. Yapı iki katta dağılan öğrenci
    odaları, dershane odaları, mescit, türbe gibi birimleri içeren kurumsal kimliği ile Konya’nın en
    fazla öğrenciye sahip medreselerinden biri olmalıdır.
    2.5. Konya Karatay Medresesi
    Yapı, Konya’nın merkezinde İç Kale’nin dışında, Alâeddin Tepesi’nin kuzeyindeki
    Akıncı Mahallesi’nde yer alır.
    Medresenin yapım kitabesi ile vakfiyesi bulunmaktadır. Yapı taç kapısı üzerinde yer alan
    sülüsle yazılmış tek satırlık kitabesine göre 649 H./1251-1252 M. yılında II. İzzeddin Keykavus
    döneminde Karatay tarafından yaptırılmıştır (Akok, 1969b; Kuran, 1969; Sözen, 1970; Konyalı,
    2007; Duran, 2001; Erdemir, 2002a ). Kitabede adı geçen Selçuklu veziri Emir Celaleddin
    Karatay Selçuklu döneminin önemli devlet adamlarından biridir.
    Celaleddin Karatay’ın vakfiyesi inşa ettirdiği kervansaray, medrese ve darü’l-süleha
    hakkında bilgiler vermektedir. Medrese vakfiyesinin ilki 651 H./1253 M. yılında düzenlenmiş,
    652 H./1254 M. ve 660 H./1261 M. tarihlerinde bu vakfiyeye ek yapılmıştır (Turan, 1948).
    Medrese kapalı avlulu, tek eyvanlı ve tek katlıdır. Avlunun kuzey ve güneyinde
    dikdörtgen planlı öğrenci odaları ile ana eyvanın güneyine bitişik türbe yer alır.
    Dini ilimlerin okutulduğu medresede fâkih ve mülâzım olarak iki gruba ayrılan
    öğrencilerin sayısı belli değildir (Tablo 3). Fâkih fıkıh ilmi uzmanı, mülâzım ise stajer, son sınıf
    öğrencisi ya da diplomasını almış öğrencileri tanımlamaktadır. Salı ve cuma günleri dışında 5
    436 Nermin Şaman Doğan
    gün eğitim yapılan Karatay Medresesi’nde, eğitimcilerden müderris ve muidin Hanefî
    mezhebinden olması konusunda katı bir kural vardır. Buna karşın medresede okuyan öğrenciler
    ile imam, müezzin, hafız gibi din görevlilerinin dört mezhepten (Hanefî, Hanbeli, Maliki, Şafiî)
    birinden olabilecekleri açıklanarak hoşgörülü bir tutum sergilenmiştir (Turan, 1948).
    Öğretim kadrosunda müderrislerin şeriat, hadis, usul, furû, hilâf gibi dini ilimlerde ders
    vermenin dışında, mütevelli ile birlikte öğrencilerin, imamın, müstahdemlerin alınmaları, tayin
    edilmeleri ve maaşlarının ödenmesi konusunda görev yapacakları anlatılmaktadır. Ayrıca
    müderrise yardımcı bir muid bulunmaktadır. Medresedeki görevliler ile öğrencilerin maaşları
    vakıflardan elde edilen gelirlerden ödenmektedir. Bu vakıfların gelirleri öncelikle zorunlu
    giderler (yiyecek, aydınlatma için yağ ve mum vb.) için ayrılmıştır. Geri kalan gelirin on hisseye
    ayrıldığı, bunun bir hissesinin müderrise, bir hissesinin mütevelliye, yarım hissenin muide,
    yarım hissenin kapıcıya ve ferraşa verildiği belirtilmiştir. Vakfın gelirinden kalan yedi hisse ise
    öğrenciler ve dört imama tahsis edilmiştir (Turan, 1948).
    Karatay Medresesi’nde eğitim ve öğretim giderlerinin çoğu Konya ve çevresinde bulunan
    vakıfların gelirleriyle karşılanmaktadır (Turan, 1948).
    Tablo 3: Konya Karatay Medresesi Vakfiyesinden Edinilen Bilgiler
    Eğitim
    Alanı
    Öğretim
    Yılı
    Haftalık
    Ders
    Günleri
    Öğrenci
    Sayısı/
    Niteliği
    Müderris
    Sayısı/ Niteliği
    Muid Sayısı/
    Niteliği
    Diğer Görevliler
    Dini
    İlimler
  • 5 gün
    Salı ve
    Cuma hariç.
    Sayı
    bilinmiyor.
    Dört mezhepten
    olabilir.
    1Müderris,
    Hanefî
    Mezhebi
    Şartı.
    Dini
    ilimlerde
    uzman olmak.
    1 Muid,
    Hanefî
    Mezhebi
    Şartı.
    Dini
    ilimlerde
    uzman
    olmak.
    Mütevelli/
    Nazır,
    Divan Kâtibi,
  • İmam,
    Müezzin,
    2 Hafız,
    Dört mezhepten
    olabilir.
    Müstahdem,
    Kapıcı,
    Ferraş.
  1. yüzyılın ikinci yarısında Hz. Mevlana ve ailesinin Konya’da etkin olduğu süreçte
    Mevlana ve çevresindeki müritlerin Karatay Medresesi’nde kitap okuması ilgili bilgilerin
    paylaşılması medresedeki eğitimin çeşitliliğini göstermektedir (Ahmed Eflâkî, 1973b).
    Bugün elimizde yeterli kanıt olmasa da medresenin mimarisi ve süslemeleri astronomi
    eğitimi için ideal bir ortam sunmaktadır. Yapıda yaklaşık kare planlı avlu, avlunun ortasında
    havuz, avluyu örten kubbenin orta bölümünün (havuzun dikey aksında) açık olması, kubbe
    yüzeyinin kozmolojik bir sayı olan yirmi dört kollu yıldızlarla (firuze ve siyaha yaklaşan
    çinilerle) süslenmesi astronomi eğitimi için uygun düzenlemelerdir.
    Karatay Medresesi’nin giriş kapısında söveler ve lentonun yüzeyine birçok Hadis, yapının
    avlusunda kubbeye geçişi sağlayan dört köşe üçgeninden her birinin yüzeyine dört peygamber
    (Davud, Musa, İsa, Muhammed) ve dört halifenin (Ebubekir, Ömer, Osman, Ali) adları
    yazılmıştır (Konyalı, 2007). Bu yazılar medresede okutulan dini ilimler ve medreseyi yaptıran
    Selçuklu veziri Celaleddin Karatay’ın hoşgörülü yaklaşımına gönderme yapmaktadır.
    Bu medresenin Selçuklu Sarayı’na yakın konumlanması özellikle yönetici sınıfa eleman
    yetiştirmek amacıyla kurgulandığını akla getirmektedir. Yapıyı inşa ettiren Selçuklu veziri
    Celaleddin Karatay’ın dönemin sultanları ile siyasi ve sosyal ilişkileri düşünüldüğünde bu amaca
    hizmet etmiş olabilir. Medresenin Sarayın yakınındaki Alaeddin Camii’nin kuzey taç kapısı ile
    benzer kurgulanan taçkapısı da bu bağlantıyı desteklemektedir.
    Ortaçağ’da Anadolu’nun Eğitim Mekânları: Selçuklu Medreseleri- Darüşşifalarından Örnekler
    437
    2.6. Sivas Gök Medrese
    Sahip Ata Medresesi adıyla da bilinen yapı, Sivas’ın merkezinde Kaleardı Mahallesi’nde
    yer almaktadır.
    Medresenin inşa kitabesi ve vakfiyesi bulunmaktadır (Bayram ve Karabacak,1981). Yapı
    taç kapısı üzerinde yer alan sülüsle yazılmış tek satırlık kitabesine göre 1271 yılında Selçuklu
    veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından inşa edilmiştir (Uğur ve Koman, 1934, Kuran, 1969;
    Sözen, 1970; Bilget, 1989; Rıdvan Nafîz ve İsmail Hakkı, 2005). Taç kapının sütunceleri
    üzerindeki kitabe, mimar Kalûyan el- Konevi’nin adını vermektedir. Ayrıca medresenin mescit
    kapısının üzerine “ibadetlerin en üstünü fıkıh öğrenmektir” yazılması yapıdaki eğitime vurgu
    yapmaktadır (Rıdvan Nafiz ve İsmail Hakkı, 2005, s. 134). Medresenin vakfiyesi 663 H./1264
    M. yılında düzenlenmiş, 664 H./1265 M. ve 679 H./ 1280 M. yıllarında ekler yapılarak 1280
    tarihinde tek vakfiyeye dönüştürülmüştür. Bugün Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde
    592 numaralı 100-103 sayfalarda 9. Sırada kayıtlı olan vakfiye 1899 yılında özgününden kopya
    edilmiştir (Bayram ve Karabacak, 1981; Durukan, 1997).
    Doğu- batı yönünde dikdörtgen planlı medrese açık avlulu, avlusu iki yönden revaklı,
    dört eyvanlı ve tek katlı bir yapıdır (Kuran, 1969; Sözen, 1970; Bilget, 1989). Avlunun kuzey ve
    güneyinde altışar öğrenci odası yer alır. Giriş eyvanının kuzeyinde mescit bulunur. Medresenin
    taç kapısı çifte minareli düzenlenmiştir.
    Sivas Gök Medrese’nin vakfiyesi medresenin eğitimi konusunda kapsamlı bilgiler
    içermektedir (Tablo 4). Fıkıh eğitimi yapılan medresede öğrenci sayısının 20 olduğu, 5 öğrenci
    bekâr, 5 öğrenci fıkıhta üstünlük sağlamış, 5 öğrenci ise başlangıç düzeyinde/eğitime yeni
    başlayan olarak gruplanmıştır (Bayram ve Karabacak, 1981). Geriye kalan 5’ i için bilgi
    verilmemiştir. İleri düzeydeki beş öğrencinin diğer öğrencilerin eğitimi için yardımcı olacağı,
    bekâr öğrencilerin gece ve gündüz medresede kalmaları, evli öğrencilerin haftada iki gün,
    isterlerse daha fazla medresede kalabilecekleri, medresenin her mezhepten öğrenciyi kabul ettiği
    belirtilmiştir.
    Vakfiyede müderrisin fıkıhta ve hilâfet ilminde yetkin, Şafiî mezhebinden olması zorunlu,
    Şafiî bir müderris bulunamazsa, geçici olarak/bulununcaya kadar Hanefî bir müderrisin
    görevlendirilebileceği açıklanmıştır. Medresede iki muid ile fukahanın ve sabah ve akşam
    müzakere yolu ile dersleri tekrarlanması için hazır bulunacağı açıklanmıştır (Bayram ve
    Karabacak, 1981).
    Medrese görevlilerine aylık maaş/gümüş dirhem ve buğday ekmeği vb. yiyecek ödendiği
    anlaşılmaktadır. Örnek olarak müderrise aylık 150 gümüş dirhem ve bir batman buğday ekmeği,
    Şafiî ve Hanefî olan iki muidten her birine ayda 50 gümüş dirhem ve yarım batman ekmek, aynı
    şekilde öğrencilere kademeli olarak para ve yiyecek verildiği izlenmektedir. İslam hukukunu iyi
    bilen beş kişiden her birine ayda 20 dirhem, üçer okka ekmek ve koyun eti, beş araştırmacı
    fukahadan her birine ayda 15 dirhem, her gün üç okka ekmek, beş fakihden her birine aylık 10
    dirhem ve her gün üç okka ekmek, yeni başlayan beş öğrenciden her birine ayda 8 dirhem ve her
    gün üç okka ekmek verilmesi karara bağlanmıştır (Bayram ve Karabacak, 1981).
    Medresenin yakınında olduğu belirtilen darü’z ziyafet/imaret/aşevinde bayram, kandil ve
    ramazan ayının cuma geceleri gibi önemli günlerde çeşitli yemekler pişirilmesi, ballı kadayıf
    alınması, müderris, iki muid, fukaha, nakib ve öğrencilerin kendilerini temyiz eden kıyafet
    giymeleri gibi konularda bilgiler verilmiştir. Ayrıca bu gecelerde medresedeki müezzinlerden
    birinin minarenin şerefesine çıkarak aldığı sıcak pideleri ihtiyacı olan yoksullara
    atması/bırakması şart koşulmuştur. Medrese görevlileri ile çalışanlar için aydınlatmada kandilmum, mutfak ve ısınmada kullanılan odun ihtiyaçlar arasında sayılmıştır.
    438 Nermin Şaman Doğan
    Vakfiyenin sonunda medreseye gelir sağlayan çoğu Sivas çevresindeki vakıfların listesi
    verilmiştir. Özellikle medresenin kullanımı, geleceği, yaşatılması ve onarılması için vakıflardan
    sağlanan gelirlerin dağılımı sunulmuştur.
    Tablo 4: Sivas Gök Medrese Vakfiyesinden Edinilen Bilgiler
    Eğitim
    Alanı
    Öğretim
    Yılı
    Haftalık
    Ders
    Günleri
    Öğrenci
    Sayısı/
    Niteliği
    Müderris
    Sayısı/
    Niteliği
    Muid
    Sayısı/
    Niteliği
    Diğer
    Görevliler
    Dini
    İlimler
    Fıkıh
  • – 20
    Öğrenci,
    Dört
    Mezhep
    olabilir.
    1 Müderris
    Şafiî mezhebi
    olması zorunlu.
    Şafiî yoksa
    Hanefî
    Mezhebinden
    geçici olarak
    görev yapabilir.
    2 Muid
    Şafiî mezhebi
    olması zorunlu.
    3 İmam ve
    2 Müezzin
    Şafiî mezhebi
    olması zorunlu.
    Kütüphaneci,
    Kapıcı,
    Ferraş,
    Bu vakfiyede medresedeki eğitim- öğretimin yanı sıra, Sivas şehrinin fiziksel gelişimi ile
    dönemin siyasi, sosyal ve kültürel yaşamından kesitler anlatılmıştır. Türk tarihinde Selçuklular
    ile Moğollar arasında 1243 yılında yapılan Kösedağ Savaşı Selçukluların yenilgisiyle
    sonuçlanmış, bu tarihten sonra Selçukluların dağılma ve yıkılma süreci başlamıştır (İbn Bibi,
    1996b; Turan, 1984). Anadolu’da Moğolların hâkimiyetiyle/ yönetimiyle başlayan acımasız
    süreçten en çok etkilenen, yağmalanan şehirlerden biri Sivas olmuştur. Gök Medrese’yi yaptıran
    Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali incelediğimiz vakfiyede bu döneme gönderme yaparak
    eğitim kurumlarının gerekliliği ve önemini anlatmaktadır;
    “Öyle ki kılınç kemiyet ve keyfiyet hududundan çıkmış, ulemanın yokluğu ile âlem yok
    olmaya, Allah’tan korkan kişilerin inkırazı ile güzel huylar munkariz olmaya, evliyanın
    yokluğu ile muhkem bir bağ olan ilim müesseseleri harap olmaya yüz tutmuş ve ilmin
    pazarı dağılmış, şimşekleri yağmursuzlaşmış, yarıkları, gedikleri büyümüş, açılmış.
    Çünkü parlak ve şaşalı milletin, memleketleri mütecaviz kafir eller istilâ etmiş, nihayet
    medreseler, mabetler harap, âlimler, âbidler helâk ve turab olmuş. Hal böyle olunca
    ilmin düştükten sonra bayraklarını kaldırmayı, şer’in yıkıldıktan sonra esaslarını
    yükseltmeyi, eserlerini belirsiz olduktan sonra, meydana çıkarmayı arzu ve ihtiyar etti”
    (Bayram ve Karabacak, 1981, s. 53).
    Vakfiyeden aktardığımız bu metinden anlaşılıyor ki, Sahip Ata bu medreseyi yaptırarak,
    Selçukluların varlığı/gücünü göstermeyi, yıpranan ilim kurumlarını canlandırmayı, toplumda
    kaybolan bazı sosyal değerlerin kazanılmasını sağlamayı amaçlamıştır.
  1. yüzyılın sonunda Sivas Gök Medrese’de dini ilimler dışında, astronomi eğitiminin de
    verildiğini kaynaklardan öğrenmekteyiz (Fazlıoğlu, 2001). Özellikle Selçuklu döneminde
    matematik ve astronomi konusunda önemli eserler yazan Kutbüddin Şirazi ’nin (ö.1311) Konya,
    Malatya ve Sivas şehirlerinde kadılık, Gök Medrese de ise müderrislik yaptığı belirtilmektedir.
    Şirazi ‘nin Anadolu’da/Gök Medrese’nin müderrisi olduğu yıllarda yazdığı ve öğrencilerine
    okuttuğu astronomi kitapları önemli bilimsel çalışmaları arasındadır (Fazlıoğlu, 2001).
  2. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
    Medrese ve darüşşifa örneklerinin gelişimi toplumun sosyal yaşamı, dini inançları,
    yöneticileri, devlet adamları, eğitim politikası ve kurumlar ile yakından ilişkilidir. Selçuklu
    devleti de Büyük Selçukluların bir devamı olarak Sünnî İslam’ı benimsemiştir (Ocak, 2006a).
    Bu bağlamda medreselerde eğitim dilinin Farsça olması da geleneğin devamlılığına dikkat
    çekmektedir. Medreselerin eğitiminde öğrenci, eğitici/müderris ve muid ile imam ve müezzin
    gibi din görevlilerinin seçimi, atanması gibi tercihlerde Selçuklu dünyasının Sünnî İslâm
    geleneği etkili olmuştur. Selçuklu döneminde Sünnîliğin Hanefî kolu Anadolu’nun her
    Ortaçağ’da Anadolu’nun Eğitim Mekânları: Selçuklu Medreseleri- Darüşşifalarından Örnekler
    439
    bölgesinde, Şafiilik ise daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaygındır (Ocak,
    2006a; Ocak, 2006b). İncelediğimiz Konya’daki Şemseddin Altun Aba, Sırçalı ve Karatay
    medreselerinde özellikle müderris ve muidin Hanefî mezhebinden olması şart koşulurken, Sivas
    Gök Medrese’de müderris, muid gibi eğiticiler ile imam ve müezzin gibi din görevlilerinin de
    Şafiî mezhebinden olması istenmiştir.
    Selçuklu döneminin yükseköğretim kurumları olan medreselerde yönetici sınıfın
    yetiştirilmesi amaçlanmış, öğrenci sayılarının 15- 40 kişi arasında değiştiği belirlenmiştir. Konya
    Karatay Medresesi vakfiyesinde 20 olarak verilen öğrenci sayısının sadece medresede yatılı
    kalanları ifade ettiği belirtilerek, evlerinde kalan öğrencilerle birlikte bu sayının daha fazla
    olabileceğine dikkat çekilmiştir. Kanımızca medreselerdeki avlu, öğrenci odaları, eyvan (yazlık
    dershane), kışlık dershane, kütüphane, imaret, mescit, türbe gibi mekânsal dağılıma bakıldığında
    daha çok öğrenciye hizmet etmiş olmalıdır. Konya Şemseddin Altun Aba Medresesi’nde 38
    öğrencinin okuduğu belirtilmiş, medrese Mevlana ve ailesinin Konya’ya gelişiyle birlikte
    dönemin bilginlerinin/düşünürlerinin toplandığı bir yere dönüşmüştür. 13. Yüzyılın ikinci
    yarısında Anadolu’da inşa edilen büyük boyutlu medreselerin varlığı öğrenci sayılarının fazla
    olabileceğini düşündürmektedir. Başkent Konya’da Selçuklu Sarayı’nın bulunduğu İç Kale’nin
    dışında, sarayı görecek şekilde konumlanan Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay’ın 1251-
    1252 yılında Karatay Medresesi’ni, Sahip Ata’nın yaklaşık 1264 tarihinde İnce Minareli
    Medrese’yi/Darülhadisi inşa ettirmesi çok özeldir (Erdemir, 2002a; Erdemir, 2007; Tuncer,
    1986; Konyalı, 2007). Devlet- Saray- Vezirler ve yaptırdıkları medreseler siyasi- sosyal yaşama
    ilişkin izler taşır. Özellikle Sivas’ta üçü de 1271 yılına tarihlenen Gök, Buruciye ve Çifte
    Minareli medreselerin varlığı, şehirde çok sayıda medrese öğrencisinin olduğuna ve dini
    eğitimin çeşitliliğine işaret etmektedir (Tuncer, 1986). İlhanlı veziri Cüveyni’nin yaptırdığı Çifte
    Minareli Medrese Hadis, Selçuklu veziri Sahip Ata’nın eseri Gök Medrese ise Fıkıh eğitiminin
    verildiği medreselerdir. Buruciye Medresesi’nde dini eğitimin niteliği bilinmese de, yapıdaki çok
    sayıda ayet, hadis içeren kitabelerin varlığı dikkat çekicidir (Rıdvan Nafiz ve İsmail Hakkı,
    2005; Tuncer, 1986; Bilget, 1989).
    Eğitim programları çoğunlukla dini ilimlere ayrılmıştır. Genellikle fıkıh/İslam hukuku,
    bazı medreselerde ise hadis/Peygamberimizin kutsal sözlerini içeren konular okutulmaktadır. Bu
    medreselerdeki eğitim anlayışı, daha çok günümüzün İlahiyat Fakülteleri’ndeki eğitim
    programları ile benzerlik göstermektedir. Çoğunlukla müderris ve muidin yönlendirdiği eğitimde
    karşılıklı konuşma ve tartışmalar yapıldığı, daha sonra verilen bilgilerin muid tarafından
    tekrarlandığı görülmektedir. Selçuklu medreselerinin vakfiyeleri dini ilimlerin öne çıktığını
    gösterse de, o dönemde yazılmış astronomi, cebir, matematik, kozmoloji, kimya, coğrafya ve
    tarih kitaplarının varlığı pozitif bilimlerin de geliştiğine işaret etmektedir (Fazlıoğlu, 2001;
    Kâhya, 1990; Kâhya, 2001).
    Dini eğitimin verildiği Selçuklu medreselerinin ilk örnekleri, camilere bitişik yapılmıştır.
    Erken dönemde camiler ibadet işlevleriyle birlikte, din bilginlerinin toplandığı, siyasi ve dini
    tartışmaların yapıldığı, adli konuların karara bağlandığı toplantı mekânları olmuştur (Can, 1995).
    Bağımsız medreselerde ise mescit ve türbe medresenin ya içine ya da bitişiğine yapılmıştır.
    Konya Sırçalı Medrese ’de mescit ve türbe, Sivas Gök Medrese’ de mescit, Konya Karatay
    Medresesi’nde türbe yapıların içinde bulunur. Türbeler medreseyi yaptıran kişi ya da aile
    üyelerinin mezar yapılarıdır.
    Eğitim ve Sağlık yapıları içinde incelenen darüşşifalar/hastaneler ve tıp medreseleri
    önemli bir gruptur. Kayseri Gevher Nesibe Darüşşifası ve Tıp medresesi örneğinde iki yapının
    bitişik tasarlanması, teorik ve uygulamalı tıp eğitimine olanak sunmuştur. Kuşkusuz ki, tıp
    medresesi- hastane birlikteliği günümüzün tıp fakültelerine örnek olmuştur.
    Selçuklu medreselerini yaptıran sultanlar/hükümdarlar ya da devlet adamlarının çok iyi bir
    eğitim gördükleri, Sünnî İslâm terbiyesi aldıkları, Arapça ve Farsçayı iyi bildikleri, tutucu
    440 Nermin Şaman Doğan
    olmadıkları gözlenmektedir. Selçuklu sultanları Türk, Arap ve Fars ilim ve din adamlarını,
    düşünürlerini ve şairlerini etraflarında toplayarak, çeşitli eserler yazdırmışlardır (Kâhya, 1990;
    Kâhya, 2001; Ocak, 2006). Bu bağlamda, Selçuklu Sultanlarından I. Gıyaseddin Keyhüsrev ile
    oğulları I. İzzeddin Keykavus ve I. Alaeddin Keykubad, Selçuklu vezirlerinden Celaleddin
    Karatay ve Sahip Ata Fahreddin Ali dönemin en seçkin ve bilgili devlet adamlarıdır. Selçuklu
    döneminin yükselme devrinde sultanlar, Moğolların hâkim olduğu dağılma, çöküş, yıkılış
    sürecinde ise vezirler siyasi, sosyal ve kültürel gelişmelere yön vermişlerdir.
    KAYNAKLAR
    Ahmet Eflâkî. (1973a). Âriflerin menkıbeleri I, T. Yazıcı (Çev.), İstanbul: Hürriyet Yayınları.
    Ahmet Eflâkî. (1973b). Âriflerin menkıbeleri II, T. Yazıcı (Çev.), İstanbul: Hürriyet Yayınları.
    Akok, M. (1968). Kayseri’de Gevher Nesibe Sultan Darüşşifası ve Sahabiye Medresesi Rölöve ve Mimarisi, Türk
    Arkeoloji Dergisi, XVII/1, 133- 184.
    Akok, M. (1969a). Konya’da Sırçalı Medrese rölöve ve mimarisi, Türk Arkeoloji Dergisi, 18/1, 5- 35.
    Akok, M. (1969b). Konya’da Karatay Medresesi rölöve ve mimarisi, Türk Arkeoloji Dergisi, 18/2, 5- 28.
    Aktaş Yasa, A. (2002). 13. Yüzyıl Selçuklu Konya’sında eğitim kurumları, düşünen siyaset bilim tarihi, 16, 117-131.
    Altun, A. (1978). Anadolu’da Artuklu Devri Türk mimarisinin gelişmesi, İstanbul: Kültür Bakanlığı Yayınları.
    Atçeken, Z. (1998). Konya’daki Selçuklu yapılarının Osmanlı devrinde bakımı ve kullanılması, Ankara: Türk Tarih
    Kurumu Yayınları.
    Baltacı, C. (1976). XV- XVI. Asırlar Osmanlı medreseleri, İstanbul: İrfan Matbaası.
    Bayat. A. H. (2006). Sivas Darüşşifası’nın bilinen ve bilinmeyen kitabeleri, Selçuklular Döneminde Sivas Sempozyum
    Bildirileri 29 Eylül- 01 Ekim 2005, (ss. 351- 365),Sivas: Sivas Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü
    Yayınları.
    Bayburtluoğlu, Z. (1993). Anadolu’da Selçuklu Dönemi yapı sanatçıları, Erzurum: Atatürk Üniversitesi Basımevi.
    Bayram, S.- Karabacak, A. H. (1981). Sahip Ata Fahrü’ddin Ali’nin Konya İmaret ve Sivas Gök Medrese vakfiyeleri,
    Vakıflar Dergisi, 13, 31-69.
    Bilget, B. (1989). Gök Medrese, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
    Bilget, B. (1990). I. İzzeddin Keykâvus Darüşşifası, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
    Can, Y. (1995). İslâm şehirlerinin fiziki yapısı, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.
    Cantay, G. (1992). Anadolu Selçuklu ve Osmanlı darüşşifaları, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
    Cantay, G. (2006). Darüşşifalar, A. U. Peker ve K. Bilici (Ed.), Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi Uygarlığı 2,
    (s. 313- 335). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
    Cevdet, M. (1938). Sivas Darüşşifası vakfiyesi ve tercümesi, Vakıflar Dergisi, 1, 35- 38.
    Çetintaş, S. (1953). Sivas Darüşşifası, İstanbul: İbrahim Horoz Basımevi.
    Duran, R. (2001). Selçuklu Devri Konya yapı kitâbeleri (inşa ve ta’mir), Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.
    Durukan, A. (1997). Anadolu Selçuklu sanatı açısından vakfiyelerin önemi, Vakıflar Dergisi, 26, 25- 44.
    Erdemir, Y. (2002a). Karatay Medresesi Çini Eserleri Müzesi, Konya: Konya Valiliği İl Kültür Müdürlüğü Yayınları.
    Erdemir, Y. (2002b). Konya Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi, Konya: Konya Valiliği İl Kültür Müdürlüğü
    Yayınları.
    Fazlıoğlu, İ. (2001). Selçuklular döneminde Anadolu’da felsefe ve bilim (bir giriş), Cogito 29, 152-167.
    Gabriel, A. L. (1931). Monuments Turcs D’Anatolie I, Paris: Du Mınıstere Turc De L’Instruction Publique.
    Gürkan, K. İ. (1972). Selçuklu hastaneleri, Malazgirt Armağanı, (ss.33- 63). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
    Huart, C. (1895). Épigraphie Arabe D’Asie Mineure, Paris: Imprimerie Paul Lemaire.
    Ortaçağ’da Anadolu’nun Eğitim Mekânları: Selçuklu Medreseleri- Darüşşifalarından Örnekler
    441
    İbn Bibi. (1996a). El Evamirü’L- Ala’iye Fi’L- Umuri’L-Ala’iye (Selçuk Name), II, M. Öztürk (Haz.), Ankara: Kültür
    Bakanlığı Yayınları.
    İbn Bibi. (1996b). El Evamirü’L- Ala’iye Fi’L- Umuri’L-Ala’iye (Selçuk Name), II, M. Öztürk (Haz.), Ankara: Kültür
    Bakanlığı Yayınları.
    İnan, A. (1969). Kayseri Gevher Nesibe Şifaiyesi (H. 602- M. 1206), Ankara: Hacettepe Üniversitesi Yayınları.
    Kâhya, E. (1990). Anadolu Selçuklularında bilim, Erdem, 5/13, 63-79.
    Kâhya, E. (2001). Anadolu Selçukluları döneminde bilimsel çalışmalardan bazı örnekler, O. Eravşar (Haz.), I.
    Uluslararası Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Kongresi, 11-13 Ekim 2000, Bildiriler, (427-438), Konya:
    Selçuk Üniversitesi Yayınları.
    Koca, S. (2006). Sultan I. İzzeddin Keykâvus, A. Y. Ocak ( Ed.), Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi Uygarlığı,
    1, (ss. 91- 105). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
    Konyalı, İ. H. (2007). Konya tarihi, A. Candan- M. Temizyürek ve Y. Candan (Kit. Tas.), Konya: Memleket Gazetesi
    Yayınları.
    Kuran, A. (1969). Anadolu medreseleri I, Ankara: Orta Doğu teknik Üniversitesi Yayınları.
    Meinecke, M. (1968).Tuslu mimar Osman oğlu Mehmed ve Konya’da 13. yüzyılda bir çini atölyesi, Türk Etnografya
    Dergisi, 11, 81- 93.
    Ocak, A. Y. (2006a). Türkiye Selçukluları ve İslâm, A.Y. Ocak (Ed.), Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi
    Uygarlığı I, (ss. 443- 457). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
    Ocak, A. Y. (2006b). XIII- XVI. yüzyıllarda Anadolu şehirlerinde dini- sosyal hayat, A.Y. Ocak (Ed.), Anadolu
    Selçukluları ve Beylikler Dönemi Uygarlığı I, (ss. 249- 263). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
    Rıdvan Nafîz ve İsmail Hakkı. (2005). Sivas şehri, R. Toparlı (Haz.), Sivas: Seyran Yayınları.
    Sayılı, A. (1948). Higher education in Medival Islam, The Madrasa, Ankara Üniversitesi Yıllığı/Annales De
    L’Universite D’Ankara II (ss.30-71), Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları.
    Sipahioğlu, H. (1981). Kayseri Gevher Nesibe Sultan tıp sitesi 1206, Kayseri: Akın Matbaası.
    Sönmez, Z. (1989). Başlangıçtan 16. yüzyıla kadar Anadolu Türk- İslâm mimarisinde sanatçılar, Ankara: Türk Tarih
    Kurumu Yayınları.
    Sözen, M. (1970). Anadolu medreseleri Selçuklular ve Beylikler devri, İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi
    Yayınları.
    Sözen, M. (1972). Anadolu medreseleri Selçuklular ve Beylikler devri, İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi
    Yayınları.
    Spuler, B. (1988). Selçuklular ve halefleri, H. Aktaş, (Çev.), İslam Tarihi Kültür ve Medeniyeti I (ss.157-167), İ.
    Kıllıoğlu (Yay. Yön.), İstanbul: Hikmet Yayınları.
    Şaman Doğan, N. (2012a). Kayseri’deki Selçuklu külliyeleri, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi,
    16: 191- 214.
    Şaman Doğan, N. (2012b). Selçuklu döneminden iki sultanî külliye (Kayseri Gevher Nesibe ve Sivas I. İzzeddin
    Keykavus darüşşifaları), Uluslararası Katılımlı XV. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi
    Araştırmaları Sempozyumu, Anadolu Üniversitesi- Eskişehir, 2011, Cilt I (ss. 299- 308), Eskişehir:
    Anadolu Üniversitesi Yayınları.
    Tuncer, O. C. (1979). Son kazılar ışığı altında Sivas Şifahanesi planı, I. Milletlerarası Türkoloji Kongresi, 15-20. X.
    1973, tebliğler, 3. Türk Sanatı Tarihi, (ss. 911-951), İstanbul: Tercüman Gazetesi ve İstanbul Türkiyat
    Enstitüsü Yayınları.
    Tuncer, O. C. (1986). Anadolu Selçuklu Mimarisi ve Moğollar, Ankara: Yayınevi ?
    Turan, O. (1947). Selçuklu devri vakfiyeleri I. Şemseddin Altun-Aba vakfiyesi ve hayatı, Belleten, XI/11, 197- 235.
    Turan, O. (1948). Selçuklu devri vakfiyeleri III. Celâleddin Karatay, vakıfları ve vakfiyeleri, Belleten, XII/12, 17-171.
    Turan, O. (1984). Selçuklular zamanında Türkiye tarihi, (2.Baskı), İstanbul: Nakışlar Yayınevi.
    Uğur, M. F. ve Koman, M. M. (1934). Selçuk veziri Sahip Ata ile oğullarının hayat ve eserleri, İstanbul: Konya
    Halkevi Yayınevi.
    442 Nermin Şaman Doğan
    Ünan, F. (2006). Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde eğitim, A. Y. Ocak (Ed.), Anadolu Selçukluları ve
    Beylikler dönemi uygarlığı 1 (ss. 389-399), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
    Yinanç, R. (1985). Kayseri ve Sivas Darüşşifaları’nın Vakıfları, Belleten, XLVIII/189- 192, 299-307.
    Yüksel, H. (2006). Anadolu Selçuklularında Vakıflar, A.Y. Ocak (Ed.), Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi
    Uygarlığı I, (ss. 309- 325). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
    Extended Abstract
    This study aims to introduce madrasas that were the educational institutions at tertiary level
    during Seljuk period in Middle Age Anatolia. In addition to some studies on madrasas so far, the
    connection of education in madrasas with cities have not been well-established, yet. In our study the
    importance of education and health will be discussed with the samples selected notably from Konya, the
    capital of Seljuk period, Kayseri and Sivas. It is observed that there are numerous madrasas at a large scale
    in each of three cities. The educational point of view will be focused relying on four madrasas we have
    selected and two madrasah-hospital samples. We can classify madrasas the ones next to mosques,
    complexes or independent buildings in terms of their locations. That the first samples of madrasas were
    built next to mosques is special to the fact that education is religious.
    We can scrutinize the educational institutions in two groups as elementary schools and madrasas
    in which special majors were studied. Elementary schools were small buildings in where religious
    education was carried out, some of which were within complexes and some of which were located district
    praying centers (masjid). Many of these schools were ruined.
    In this era, the state took interest in public education and instruction, and especially it had a
    certain educational policy guiding religious and social life. Madrasas that specifically gave training in
    terms of Islamic beliefs and acted as circulator of these beliefs trained managers to be employed in various
    positions in the state. The people who were educated in madrasas guided the community in many aspects.
    The individuals who were well-educated in madrasas were the intellectuals of that period.
    The first samples of madrasas were believed to be constructed by Ghaznas and then by Nizamü’lMülk, Melih Şah’s vizier in Great Seljuk Era. The early madrasas in Anatolia were in Artuklu and
    Danişment culture. Then, the madrasas were built in the other regions of Anatolia as well.
    Most of the Seljuk madrasas were built by the palace viziers and the statesmen and very few
    samples were constructed by the sultans of the era. The madrasas are the most monumental and prestigious
    architectures as well as caravanserais and mosques among Seljuk architectures. Particularly, the madrasas
    with double minarets, which were built by the viziers in the late of 13th century, are special samples. These
    madrasas are in Konya, Kayseri, Sivas and Erzurum. At the same time, these buildings were the most
    important educational foundations of this period.
    All of the madrasas were financed by endowed charities in Islamic world and in Anatolia in the
    middle age. Within this concept, it is similar to funded universities nowadays. The function of madrasas
    relies on certain procedures by endowments in accordance with regulations. Endowments acknowledge
    madrasah education and its functions, educational curriculum, the number of students, the duration of
    education, teaching staff, other personals, wages, food and the income of the foundation.
    We can mention about specialization in a certain field in Anatolian Seljuk madrasas. Madrasas
    offer various types of religious education such as darülhadis, darülkurra and darülhüffaz with special
    reference to their majors. Besides, the education plays an important role in logic, philosophy, fıkıh,
    cosmology, astronomy, mathematics, geometry, algebra and chemistry. Medical madrasas and hospitals
    are important buildings in health and education. Some of the hospitals function as both hospitals and
    medicine education. Solely, the theoretical and practical educations co-exist. Some medicine madrasas and
    hospitals were constructed next to each other and thus integrated.
    Müderris, functioning like professors, are ultimately responsible for education and administrative
    stuff. More than one müderris work in madrasas in line with the size of the buildings. Muids are the
    assistants of müderris. Besides, successful senior students help müderris.
    Ortaçağ’da Anadolu’nun Eğitim Mekânları: Selçuklu Medreseleri- Darüşşifalarından Örnekler
    443
    The needs of all the students in Seljuk madrasas are met by the foundations. Madrasah
    endowments explain us that any fees weren’t taken from students, daily needs such as housing and food
    were met and some pocket money were given. The number of students range from 15 to 40 according to
    the size of madrasas. Some of the students in need stayed in madrasas and others used to go to their
    houses.
    The Seljuk period madrasas and hospitals consisted of student rooms in a court, iwans (summer
    classrooms), classrooms, library, imaret, masjid, and tombs. In the architecture of madrasas, there is a
    court with a pool just in the middle or open areas and closed student rooms, and other locations. The court
    constitutes the center of madrasas. Places such as libraries and imarets with different functions can be
    viewed as pre samples of the universities today.
    Kaynakça Bilgisi:
    Şaman-Doğan, N. (2013). Ortaçağ’da Anadolu’nun eğitim mekânları: selçuklu medreseleri- darüşşifalarından
    örnekler. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi [Hacettepe University Journal of Education], 28(2),
    429-443.
    Citation Information:
    Şaman-Doğan, N. (2013). Educational sites in the middle ages of anatolia: samples of seljuk madrasas and hospitals
    [in Turkish]. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi [Hacettepe University Journal of Education],
    28(2), 429-443.
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.